Rise Of Empires: Ottoman Eleştiri - Dizi İncelemesi

Netlix dizisi olan Rise Of Empires: Ottoman hakkında eleştiriler iyi ve kötü yanları

Rise Of Empires: Ottoman Eleştiri - Dizi İncelemesi

Netlix dizisi olan Rise Of Empires: Ottoman hakkında eleştiriler iyi ve kötü yanları

Rise Of Empires: Ottoman Eleştiri - Dizi İncelemesi
27 Ocak 2020 - 01:31 - Güncelleme: 27 Ocak 2020 - 14:33

Rise Of Empires: Ottoman, 2.Mehmet'in Konstantinopolis yani İstanbul'u almasını konu alan bir Tarihi-Belgesel dizisi. Eleştirilerden sonra övgüleri sizinle paylaşacağım.

Dizinin son bölümüne kadar tarafsız olduğunu düşündüm çok hoşuma gitti, ama dedim ki son bölümde Türkler sonunda başarılı olacaklar en azından birkaç asker öldürürler ama öyle olmadı. Tüm tarafsızlığımı son bölümle yitirdim. Dizi başarılı diyebilirim ama biraz olsun Mehmet dışında Türkler'inde kahramanlıkları göz önüne alınabilirdi çünkü 54 gün orda kimse babasının hayrına durmadı, padişaha ve devlete bağlılıklarından oradaydılar bari tek yönden askerlerin hakkı verilseydi.


Sponsorlu Bağlantılar

Adının manası İmparatorlukların Yükselişi: Osmanlı, en başında isminden başlayacak olursak, dizimiz Osmanlı'nın yükselişini anlatması veya buna yakın konuları ele almasını beklerken tam tersi Bizans'ın savunmadaki başarıları, kahramanlıkları, surların kuvveti ve fedakarlıklarını anlatıyor.

Bunları tek tek açarsak savunmada tanrısal kuvvetleri... Sefer yaklaşık 50 gün sürmüş, burada savunma başarısı söz konusu kesinlikle ve bu Bizans'ın hak ettiği bir övgü, ama surların olağanüstü gücünden bahsedip, bunların yıkılmasının çok çok zor olduğu sürekli belirtiliyor lakin dizimizin sonunda topların surları yenebileceğinden bahsediyor yani artık surlar önemsiz gibisinden açıklamalar yapılıyor...
Tanrısal kuvvete de değinmek isterim, eğer Meryem Ana'nın ruhu Ayasofya'dan çıkmasaydı ve Kanlı Ay gözükmeseydi, Mehmet Çandarlı Halil Paşa'nın sözüne uyup, ordusunu alıp geri dönecekti.

Kahramanlıklara da girecek olursak Orta Çağ'da askeri bakımdan en güçlü devlet Osmanlı Devleti yani Türkler'dir, bunu Avrupalı'sından tut Afrika'lısına kadar herkes kabul ediyor ancak kabul edilmeyen tek yer bizim kendi oyuncularımızın oynadığı bu Netflix dizisi... İlk bölümden son bölümün son 10 dakikasına kadar hiçbir muharebede, hiçbir sahnede Türkler'in, Rumları öldürdüğünü göremedik. Her zaman onlar güçlü olan taraftı, hep öldürülen Osmanlı'nın yeniçerisi, delisi, muvazzaf askeriydi. Gustiniani denilen komutan geri çekilmese, askerlerin morali bozulmasa, Çandarlı'nın sözlerine göre son kalan ordumuz yeniçeriler ölecekti ve Osmanlı'nın hiç askeri kalmayacaktı (!).

Fedakarlığa ve donanma gücüne de göz atalım... Gustiniani ve Konstantin'in ordusu en güçlü savunma sistemine sahip olduğu için utanmadan surların dışına çıkıp muharebede Osmanlı askerlerini 1 kişiye 100 kişi olmak şartıyla teker teker gebertiyor. Dizide Osmanlı'nın donanması zayıf diye belirtiliyor bu normal ama diziden anladığımıza göre hem donanması hem kara kuvveti zayıf olan Osmanlı, bu İstanbul'u nasıl aldı? Diye sormak geliyor içimden... Gemilerin karadan yürütülerek Haliç'e girmesi savaşın seyrini değiştiren olay ama ne hikmetse gemiler Haliç'e girdikten sonra hiçbir atraksiyona karışmadı ve dizi bitene değin orda öylece kaldı.

Şimdi dizinin iyi yanlarından bahsedecek olursam, belgesel nitelik taşıması ve tarihçilerin aralarda konuya dair bilgiler vermesi eğitici olmuş.
Efektler şimdiki şartlara pek yakın olmasa da olayı iyi ve detaylı anlatabilecek kadar güzeldi diyebilirim.
Dizinin İngilice çekilmesi, izleyecek yabancı kitlelerin ilgisin çekebilir, zaten biraz onların tarafında gibiydik.
Mehmet'in sürekli savaşı uzaktan izlemesi, tarihsel açıdan çok olumlu olmuş çünkü 1. Murad'dan başka savaş meydanında ölen padişah olmadı ve Osmanlı'nın savaş kurallarına göre Mehmet savaşın içinde sayılmazdı çünkü padişahı savaşta kaybetmek devlet için en son istenilen şeydi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum